1950 ve 1951 yıllarında piyasaya sürülen Fender Esquire, Broadcaster ve ardından Telecaster, seri üretilen ilk solid-body elektro gitarlar arasında yer aldı. 1954’te tanıtılan Fender Stratocaster ise kontürlü gövdesi, tremolo kolu ve üç pikap düzeniyle enstrüman tasarımında bir dönüm noktası oldu.
Gibson, 1952’de kendi solid-body modelini piyasaya sürdü ve enstrümanı Les Paul ile birlikte geliştirip onun adını verdi. Maun gövde ve akçaağaç kaplama kullanan bu tasarım, 1957’de Seth Lover tarafından geliştirilen humbucker pikaplarla daha da zenginleşti.
Bu iki markanın farklı tasarım felsefeleri -Fender’ın parlak, net single-coil tonu ile Gibson’ın sıcak, dolgun humbucker tonu- yaklaşık yetmiş yıldır süren bir rekabetin ve karşılaştırmanın temelini oluşturur.
Leo Fender’ın mühendislik geçmişi radyo tamirciliğine dayanıyordu; bu teknik bilgi birikimi, üretim kolaylığı gözetilerek tasarlanan cıvatalı sap yapısının geliştirilmesinde etkili oldu.
Gibson’ın Les Paul ile yaptığı iş birliği, enstrüman tasarımının bir müzisyenin geri bildirimleriyle şekillendirilmesinin erken ve etkili örneklerinden biri olarak kabul edilir.
Günümüzde hâlâ birçok gitarist, çaldığı müzik türüne göre bu iki tasarım felsefesi arasında tercih yapar; bu rekabet, elektro gitar ekipmanı hakkında bilgi edinmek isteyen her öğrenci için önemli bir başlangıç noktasıdır.