Heavy metal, 1960’ların sonu ve 1970’lerin başında, blues rock’ın daha ağır ve karanlık bir yorumu olarak ortaya çıktı. Black Sabbath ve gitaristi Tony Iommi, düşük akortlu, ağır ve distorsiyonlu rifleriyle bu türün kurucu isimleri arasında kabul edilir.
Tür, power chord adı verilen basit ama güçlü akor yapılarına, hızlı ritim gitar çalımına ve genellikle karanlık temalı söz yapılarına dayanır. Bu unsurlar, heavy metal’i blues rock’tan ayıran temel özellikler arasındadır.
1980’lerde İngiltere’de ortaya çıkan NWOBHM (New Wave of British Heavy Metal) akımıyla Iron Maiden ve Judas Priest gibi gruplar türü daha da hızlandırıp teknik açıdan zenginleştirdi; ardından Metallica ve Slayer gibi gruplarla thrash metal alt türü doğdu.
1970’de yayımlanan Black Sabbath’ın ilk albümü, düşük akortlu gitar tonu ve karanlık temalarıyla heavy metal’in ses kimliğinin ilk net örneklerinden biri olarak kabul edilir.
1980’lerde Metallica ve Slayer gibi gruplarla gelişen thrash metal, heavy metal’in tempo ve agresiflik açısından daha yoğun bir alt türü olarak ortaya çıktı.
Heavy metal gitar tekniği, düşük akort, palm muting ve hızlı alternate picking gibi unsurları bir araya getirir; bu nedenle tür, ritim gitar disiplinini geliştirmek isteyen öğrenciler için değerli bir çalışma alanıdır.