1970’lerin sonu ve 1980’lerde ortaya çıkan neoclassical shred akımı, klasik müzik bestecilerinin (özellikle Bach ve Paganini’nin) armoni ve arpej yapılarını rock gitarının hız ve teknik ustalığıyla birleştirdi.
Yngwie Malmsteen, bu akımın en tanınan öncülerinden biri olarak, klasik müzikten esinlenen hızlı arpej ve gam pasajlarını elektro gitara uyarladı ve bu yaklaşımı geniş kitlelere tanıttı.
Randy Rhoads da klasik gitar eğitimi almış bir müzisyen olarak, bu akımın gelişiminde önemli bir isimdi; klasik müzik disiplinini rock gitarının enerjisiyle birleştiren yaklaşımı, dönemin diğer gitaristlerini de etkiledi.
Malmsteen’in kullandığı scalloped klavye (perde aralarının hafifçe oyulmuş olduğu tasarım), parmak ucuyla tele daha hassas basınç uygulanmasına imkân tanıyarak hızlı pasajlarda ekstra kontrol sağladı.
Bu akımın etkisi 1980’lerin ortasında birçok metal ve hard rock gitaristinin dağarcığına klasik müzik kökenli arpej ve gam çalışmalarını dahil etmesine yol açtı.
Neoclassical shred, teknik hız ve hassasiyeti müzik teorisiyle birleştirdiği için, ileri seviye gitar öğrencilerinin hem tekniklerini hem de müzik teorisi bilgilerini geliştirmeleri için değerli bir çalışma alanı sunar.